Bir yaprak, iki yaprak, daha cok yaprak

Ekim 25, 2009

Sokaktan inip inip yaprak topladim, torbalar dolusu yukari cikardim (torbalar dolusu degilse de avuc dolusuydu, rica ederim mubalaga yapmayalim). Onlarla evin bir kosesini, en dis kosesini susledim, susluyorum. Onca is, guc arasinda bunu yapinca vizdan azabi cekiyorum, ama vizdan azabi illetinden cok yoruldum, ben de normal bir yasanti istiyorum, yasanti yeter, yasamdir, hayattir olmasa da olur. Vicdan, degil vizdan olmus, sanirsam ki parmaklarimin bir bildigi var, esasinda cektigim vicdan degil, vizdan denen bir mahlukat yuzunden. Bir mahlukat olmaz, bir mahluk olur ama, mahlukatlar diye bir seyse hepten yok. Gideyim bulasiklari makinaya yerlestireyim bari. Bunu okuyanlar benlen empati yapsinlar, benlen empati yapanlarla ben de sonradan empati yapicam, bakalim sonuc ucten buyuk mu cikacak? Evet, bulasiklar simdik en iyi cozum gibi duruyor.


Yasamak Sevinci

Temmuz 29, 2009

Bir o uctan, bir bu uca savruladurayim ben yillardir, artik biseyler yoluna mi girecek ne. Otobuste, cok sacma bir anda, oyle yanimda bebeli bir kadin, yasli kadin sandalyede, sofor yardimci herkese, disarda insaat iscileri, kulagimda muzik, kadinin sesi ne guzel, hava da bulut, yarim uzakta, olsun uzakta olsun, ne yapayim, karnim tok, cebimde az da olsa param var, aa o bebeli kadinin bir bebesi daha var mi torbada… derken derken cok guclu bir sekilde yasamak doldum tastim. Sonra korktum olecek miyim acaba diye. Ancak olmek uzere olanlarin basina geldigi anlatilir turden bir gidicilik hali yani. Ama gidedururken donup, boyle boyle oldu diye anlatan da cikmamsitr. O yine de ancak hayatta kalanlarin hayal dunyasidir gibi geliyor bana. Oh yazdim rahat ne rahat, cok rahat.


Kulaktan dolma

Haziran 30, 2009

Kulaktan dolma bilgilerimizle kuzenim ve ben yillar evvel kemanci mi, kemanist mi diye tartismistik. Kemanist benim kulagima pek dolmadigindan kemanci diye israr etmistim. Muhendis kafali kuzenim piyaniste dayamis sirtini israr ustune israr etmisti. Pek cok kavgamiz gibi bu da oyle ortada kaldi. Oysa simdi benim zihnimde, ne guzel Turkcemizin (su anda kendine has karakterleri kullanmayarak katlettigim) ne guzel ifadelerinden biri, dolma seklinde bir kulak olarak canlaniyor. Kuzenime telefon etsem simdi belki dolma yapmis yiyordur, kocasi 4 yasindaki oglu ile.

En buyuk mutlulugum ve en buyuk felaketim ayni sey oldu benim. Bu ayni seyi ikiye ayiramiyorum, ayirsam belki birinden biriyle yasayabilirim.  Ikisi bir butun halinde ustume ustume geliyor, kacamiyorum, surda bir kose var gidip gidip oraya saklaniyorum. Kulagima bunca yil dolmus herbirseyin yalan yanlis oldugunu nihayet anladim. Mutluluktan ve felaketten sonra.


Senden başka senden…

Haziran 24, 2009

Sandalyelere tünemek de öyle sanıldığı gibi kolay bir iş değil, ah şurda rahatlı pofuduklu bir koltuk olsa, yastıklı… Dışarda iki kırmızı çubuk var, taa uzakta ışıkları karanlık, terk edilmiş olduğu anlaşılmaz (ama ben biliyorum) bir bina, bir büyük şato, bir büyük kutu, bir büyük gökdelen, bir büyük boşluk var. Yüksekten yağmurun yağdığı da anlaşılmıyormuş öyle pek. Yağmur için illa en aşağıda olmak lazım. “Altta ölüler, üstte diriler, gel keyfim gel” yani. Ben bunları yazarken önümden sarı, beyaz bir kedi geçti. Kediye bemzemekten korkuyorum, lakin istesem de onun gibi şu dolabın üstüne zıplayamam, o da benim gibi yazamaz, ben onun gibi rahat uyuyamam, o da benim gibi bardak bardak çay dolduramaz. Kediyle uyum içindeyiz.


Somewhere Under the Sun

Haziran 23, 2009

diye bir şarkı vardı, aradım bulamadım, şaştım, çok ünlüdür diye düşünüyordum. Kenny mi Big, Big mi kenny? Klavyem Türkçe mi, İngilizce mi? Papatya çayı amma lezzetli. Kafiye de bir yere kadar, uyuyor yanımda kedi mi bir sarı beyaz kedi.


Ne kadar çalışmak?

Haziran 17, 2009

Çok çalışmak lazım çok. İçimden bir çalışmak hevesleri fışkırıyor, bir fışkırmıyor. Çektiğim once vicdan azabını üstüste koysam burdan köye yol olurdu. Çok uzağım, amma uzağım. Ama düşününce fark edebliyorum artık.


Pasif agresif

Haziran 12, 2009

Ben hayatımda pasif agresif insanlar kadar sinir bozucularını görmedim. Varsa bir derdin söyle demi? Yok illa asabiyetlerini etraflarına saça saça yaşayacaklar. Halbuki, böyle bağır çağır rahatla, oh ne güzel, ne kasıyon, ben sana bağırayım çağırayım, ne güzel anlaşacağız halbuki.


Kolum

Haziran 12, 2009

Sağ kolum uyuşuk, güç kaybı var, ama yüzde kaç bilmiyorum. Doktora gitsem yüzde bilmemkaç diye yapıştırıverir hemen oranı. Dinleneyim geçsin istiyorum, dinleniyorum geçmiyor.


İp

Haziran 12, 2009

Kopan bir ip bağlanabilir yeniden ama düğüm eline gelir bir daha, demişler. Bak bak, sen de düğümün olduğu yerden tutma o zaman. Çok asabi kalktım, asabiyetimi koycak yer arıyorum. Hayatımızda çay olmasaydı (Rize Turist Çayı) çok şey eksik kalacaktı, ama bizim haberimiz olmayacaktı. Bu eksikliğin yerini yeşil çayla dolduracaktık ki başlıbaşına iğrenç bir şey.